|
Bu başlığı daha önce
kullandım mı bilmiyorum. Eski yazılarıma özellikle bakmadım,
kullanmışsam vazgeçebilirdim ama vazgeçmek istemedim. Sadece
yeni albümün adı olmasından değil, bugünlerde bakış açıma
damga vurduğundan, uzun bir aradan sonra bu tanımlama bu
sayfanın her yerinde yazsın istedim.
Aslında albüm baskıya giderken ilginç bir durum oldu. Bir
arkadaşım yıllar önce yazdığım ‘Belki de Hiç Unutmadım’
romanını imzalamamı istedi. Romanın ilk sayfasına bir göz
attım ve o ilginç durumla karşılaştım. İlk satır ‘Yarın her
şey değişebilir’ di.
Gerçekten farkında değildim, farkına varınca çok mutlu
oldum. Şimdi bir şarkıyla ulaştırmak istediğim mesajı yıllar
önce yarattığım bir kahramanın sine motivasyon ve beklenti
gücünü yükseltmek için ona söyletmiştim. Üstelik kendi
kendisine söylüyor ve ‘bu aralar kendime sıkça söylediğim
bir cümle’ diye yürüyordu yolunu.
Zaten bir şarkı yapayım da iyi olsun diye yola çıkmamıştım
(hikâyesini röportajlarda söyledim) ama romanın ilk
satırlarıyla tekrar karşılaşmak, tutkulu bir biçimde
söylediğimin ne kadar arkasında olduğumu kanıtladı bana.
(Düşünen ve duyarlı insanın güven duygusunu kontrol
edebilmesi için kanıtlara ihtiyacı olabiliyor)
Yarın her şey gerçekten değişebiliyor. Değişebiliyor bile
değil değişiyor. ’Yarın’ genel tanım aslında, içinde
bulunduğumuz ‘an’dan bir sonra gelecek an her şey değişiyor.
Biz gözümüzle görsek, görmesek de, hissetsek, hissetmesek
de...
Sanırım sadece bu sebepten, yani yaşamı en ilginç kılan
kurgusal bu sebepten şimdi ‘an’ da yaşananın hakkını vermek
lazım. Bu insana kendisini iyi ya da kötü hissettiren bir
duygu olabilir ama bir insanın yaşamını özgün yapan, aynen
parmak izi gibi diğerlerinden ayıran kaderini oluşturan
olaylar dizisinde ne yazık ki bizim onaylamamıza bakmadan
bir şeyler gerçekleşiyor.
Kaderin temelleri belliyse ve bazen hatta çoğu zaman
seçimlerimizle yol ayrımlarından yeni bir yol oluşturarak
tamamlanmayı bekliyorsa sadece ümitleri saklı tutmak
gerekir. Kadere destek verebilmenin en önemli noktası budur
diye düşünüyorum.
Çünkü farkında olarak ya da olmayarak her an müdahale etme
halindeyiz. Fiziksel eylemde bulunmuyorsak bile (ki daha
önemli) düşünce ve buna bağlı olarak duygusal tepkiler
geliştiriyoruz Zaten fiziksel tepkilerimizi de onlar
tetikliyor.
İnanmak gerekiyor bence. Olanın bir sonraki olacağa destek verdiğine
inanmak gerekiyor. Karsılaştığımız ya da kaybettiğimiz
birinin bir sonraki karşılaşmalara farklı açılımlar
katacağına inanmak gerekiyor. Yenilgi ya da zaferlerin bir
sonuç değil bir sebep olduğuna inanmak gerekiyor. Hatalar
yapınca doğru olanı bulmanın kolaylaştığına inanmak
gerekiyor ve bu inanç sistemini lehimize işleyebilmesi için
ümitle beslemek büyütmek gerekiyor.
Ve unutmak gerekiyor. Yarın her şey değişebiliyor, bizim desteğimiz
olarak ya da olmayarak…. Sizce hangisi tercih edilmeli ?
Soner ARICA |
|
|